Joseph A. Massad, Liberalizmde İslam (Kitaptan notlar ve şerhler)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 23 Tem 2026 1 yorum

 Talal Asad Liberal İslam'ın görevini şöyle tanımlar: "Liberal görev, İslam geleneğini liberal Protestan Hristiyanlık imajı içinde yeniden oluşturmayı hedefler.

Joseph A. Massad, Liberalizmde İslam, s:15

Lütfen dikkat edin,
Kur'an'da 1400 senedir fark edilememişleri fark edenlerin fark ettikleri -garip bir şekilde- hep BATI liberalizmi ile ÇOK çok ahenglidir. Bu çalışmalar Müslümanların sömürgeciliğine direndiği sosyolojik, ekonomik, kültürel alanları dağıtır.
İslam’ı BATI Liberalizmine entegre etmek için DİRENCİNİ kırmaya, teslim olmaya zorlamaya yönelik çalışmalardır diyor sanırım.


Devamını Oku »

Türkiye Henüz Dinsizleşmedi: Babasız Nesil! (Tam Metin)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 20 Tem 2026 2 yorum


“Türkiye henüz dinsizleşmedi."

Bu alıntı KONDA’nın Türkiye’de dindarlık üzerine yapmış olduğu bir istatistiki araştırmayı konu edinen Dr. Bülent Güven Beyin yazısından[1]..

 

Müsaadenizle konuya girmeden önce yazıyı özetleyelim:

Türkiye henüz dinsizleşmedi, ancak Türkiye'de din ve inançla ilgili bazı sıkıntıların olduğu, gözlem yapan herkesin dikkatini çekebilecek bir gerçek.” Diye giriyor konuya Bülent Bey. Ardından KONDA Araştırma Şirketinin yaptığı Türkiye'deki dindarlık eğilimlerini ele alan ankete atıf yapıyor.

Anketin 2008'de kendini DİNDAR tanımlayan insan sayısının yüzde 55’ten, 2025'te yüzde 46'ya gerilediğine, buna karşılık, kendine "ateist ve inançsız" diyenlerinin oranının yüzde 2'den yüzde 8'e yükseldiğine işaret ettiğini söylüyor.


Devamını Oku »

Gavurlaşmış Dindarlık… (Fuat Durgun Yazısı)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 8 Tem 2026 0 yorum

Çocukluğumda köyümüzden kırk kilometre mesafesi olan Bitlis’e giden yollar, kardan sık sık kapanırdı. Olağan bir durumdu. Bazen yollar haftalarca açılamazdı. Köyden şehre yahut şehirden köye dönüşlerde mahsur kalmak hayatın sıradan hadiselerindendi.

Bir şubat tatilinin ardından okula gidebilmek için birkaç metreyi bulan karın içinde yürümem gerekmişti. On bir, on iki yaşlarında ya var ya yoktum. Bereket versin ki daha önce yağan karın bir kısmı donmuş, tabaka haline gelip sertleşmişti de buzlaşmış yüzeyin üzerindeki karda dizlerimize kadar bata çıka da olsa ilerleyebiliyorduk.


Devamını Oku »

Türk Amerikancılığının Kökenlerine Dair– 1: Dünya Savaşları ve Amerika’nın Aldığı Ders

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 Tem 2026 0 yorum

Bilinenin aksine ilk dünya savaşı 1. Dünya Savaşı değil 1756-1763 yılları arasında süren 7 Yıl Harbidir. Tabii ki, tüm dünya savaşlarında olduğu gibi savaşın merkezi Avrupa’dır ve konusu da aynıdır: Batılıların sömürecekleri bölgeleri   -özellikle Hindistan, Kanada ve Afrika’nın- paylaşım mücadelesi.

Bir tarafta Fransa, RusyaİsveçAvusturya, İspanya, Bengal Subah (Hindistan), Saksonya, Wabanaki (Fransızların kontrolündeki Amerika Yerli Konfederasyonu), diğer tarafta Büyük Britanya (İngiltere), Prusya (Almanya), Hannover, Portekiz ve İrokualar (İngilizlerin kontrolündeki Amerika Yerlileri) yer alıyordu.

Ancak savaşın merkezi Avrupa olduğu için başroldeki Fransızlar ve İngilizler sömürgelerdeki savaşları büyük oranda kendi birlikleri ile değil sömürgelerden devşirdikleri ve hizmetlerine aldıkları yerli kabile ve kavimler ile vermek zorunda kaldılar.


Devamını Oku »

Mübarek, Artistliğin Kime! (Fuat Durgun Yazısı)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 12 Haz 2026 0 yorum

TV başındayım.

Çocuk yetiştirme uzmanı titri ile üç hanımefendi “peygamber”i çocuklarımıza sevdirme konusu üzerinde sohbet ediyorlar.

Şöyle anlatırsak çocuklar peygamberi sevmez, böyle anlatsak sever…
Vay efendim, “Peygamber yetim kaldı, sütannesine verildi” dersek çocukların psikolojisi bozulur.
Yok efendim, “ebabil kuşları taş attı dersek, kuşları görünce panik olur, psikolojik trawma geçirirler”, vıdı vıdı, bıdı bıdı...
İki saat kadar kendilerini dinledikten sonra aklıma bir soru takıldı:

Acaba, “bu hanımlar kendilerini bir adama sevdirmeyi becerebilmişler midir? Ki bir başkasına yol tarif ediyorlar?”


Devamını Oku »

Babasız Çocuklar- 2 (Türkiye Henüz Dinsizleşmedi -3 )

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 24 Nis 2026 2 yorum

“Olgunlaşmamış bir zihne -en ciddi konularda bile- "kendi kararını kendin ver" deniliyorsa orada mucize; ahlakın, o toplulukta tamamen yok olmamış olmasıdır.” 


Alman Filozof Karl Löwith (1897-1973)

Bir önceki yazıda[1] –özetle- şöyle demiştik: "Kanaatimize göre Türkiye’de 2010’lu yıllara kadar sömürgeci yozlaşmaya direnen, “BABA’ya dayalı aile yapısının” korunuyor olmasıydı. 2010’lu yıllardan itibaren Türkiye’de dindarlıktaki gerileme, ateistliğin yükselişi, suç oranlarındaki artış, ahlaki çözülüş ve çıplaklığın dindar ailelerin içine bile nüfuz etmesi “Devlet Desteğini” arkasına alan ve “ATAerkil Düzene Son” sloganı ile yürütülen 'BABA'nın, çocuk ve aile üzerindeki etkisinin kırılması ile sonuçlanan süreç olduğu kanaatindeyiz.”

Kaldığımız yerden devam edelim…


Devamını Oku »

Anadolu İrfanı: NATO Mermer, NATO Kafa!

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 6 Nis 2026 4 yorum
Türkiye Cumhuriyeti olarak, NATO'nun kuruluş yıldönümünü kutlamışız. Bu kutlamaya gelen itirazlara, NATO'cular cevap vererek, NATO'dan çıkılmasını talep edenleri ahmaklıkla, aymazlıkla suçlamışlar.
Şu işi ıcık kaşıyalım mı?
Malumunuz NATO'nun kuruluşuna bizi davet etmemişlerdi. Biz başvurduk katılmak için.
NATO'ya giriş için bahane olarak "Rusya tehdidini göstermiştik". Rusya yeni savaştan çıkmış, 10 milyondan fazla insanını kaybetmiş, silah ve mühimmat stoku tükenmiş, binden fazla şehir ve kasabası yakılıp yıkılmıştı. Bu nedenle Türkiye'nin, CHP döneminde İsmet İnönü'nün eli ile yaptığı bu ilk başvuru "Rus Tehdidini çok abartan, gerçekçi olmayan, Amerika'nın yardımlarına göz koymuş bir ülkenin başvurusu" olarak değerlendirilmiş ve reddedilmişti.

Devamını Oku »

Bize Niçin Yalan Söylediler?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 4 Nis 2026 1 yorum

Filistin’e Üzülürken İran Karşıtı Kampanya Yürütmenin 3 Sebebi

Konuya girmeden önce müsaadenizle biraz hazırlık yapmak istiyorum: 
ABD Savunma Bakanlığı açıklama yapmış: “İran’ı, 2003'te Irak'a düzenlenen operasyonların iki katı büyüklüğünde vuruyoruz.[1]
Irak’ı örnek vermesinin bir sebebi var sanırım; Irak, dünya tarihinde en ağır şekilde bombardımana tutulan ülkeymiş. (7 Ekim sonrası Gazze’ye kadar.)
Nitekim,
-          İsrail ve ABD, 28 Şubat operasyonuna bir kız ilkokulunu ve iki hastaneyi vurarak başladılar ki, bu bir VAHŞET gösterisi idi. Hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını bütün dünyaya ilan ediyorlardı.


Devamını Oku »

Hilal Meselesi

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 18 Mar 2026 0 yorum

Malumunuz Ramazanın ve bayramın başlaması HİLAL'in görülmesi ile tespit edilir.

Günümüzde Hilal'i gözlemek için iki yöntem kullanılıyor.

1- Bilimsel hesaplarla "ayın görüleceği vakit" önceden hesaplanır ve herkese duyurulur.

Ancak bu yöntemde mesela Diyanetin duyurduğu gibi “Büyük Okyanus'ta saat bilmem kaçta, şu kadar yükseklikte 10 dakikalığına görülecek olan Hilal mi başlatır Ramazan'ı yoksa her ülkenin sıradan insanlarının görebileceği hilal mi geçerli olması gereken zamandır?” gibi sorular NET olarak cevaplanmamış sorulardır.


Devamını Oku »

Abdurrahman Arslan - Zaman Dışı Konuşmalar (Özet ve Dipnotlar)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 31 Oca 2026 0 yorum

Küresel çapta bir mesele ile karşı karşıyayız.
Mesela dünyanın büyük çoğunluğunun fakirlik içinde yaşaması AHLAKSIZLIKTIR.
Bütün semavi dinlerin, hatta bütün kadim öğretilerin, Taoizmin, Konfüçyüsçülüğün onaylamadığı birçok şey bugünün dünyasında onaylanır hale gelmiştir. İnsanlığı fakirliğe davet eden Budizm bile insanların açlıktan ölmesine cevaz vermez.
Bütün dinlerin karşı çıktıkları bir yoksulluk durumu ortaya çıkmıştır ve bu da bir AHLAKSIZLIKTIR.
Uzak Doğunun Müslüman olmayan ülkelerine bakın milli gelirlerinin neredeyse 1/3'i fuhuştan geliyor, diğer 1/3'i de taklit ya da korsan ürünlerden.
Küresel bir ahlaksızlıktan bahsediyoruz.
Daha doğru bir ifade ile kapitalizmin kendine göre ahlakı var: Sermayeyi biriktiren ve karı tahrik eden her şey AHLAKTIR.

Abdurrahman Arslan: Zaman Dışı Konuşmalar, s:15

Kapitalizmin tek bir AHLAKİ kuralı vardır: Para getiren, karı artıran, sermayeyi çoğaltan HER ŞEY Ahlaktır.
Buna başka insanları açlıktan ölüme mahkûm eden politikaları uygulamak ya da bütün bir nesli fuhşa itmek de dâhil, diyor sanırım.

Devamını Oku »

Türkiye Henüz Dinsizleşmedi* 2- Babasız Nesil-1

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 8 Oca 2026 1 yorum

                                                                              Acı ama böyle: "Bir kişinin hapse girip girmeyeceğinin en önemli göstergesi, tek ebeveyn tarafından büyütülmüş olmasıdır."

 CC Harper ve SS McLanahan

İlk yazıda [2] KONDA’nın yapmış olduğu bir araştırmadan alıntı yaparak, araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de 2008 yılında %2 olan dinsizlik oranının 2025 yılında % 8’e çıktığından, % 55 olan dindarlık oranının da % 46’ya düştüğünden bahsetmiş, araştırmayı değerlendiren Dr. Bülent Güven Beyin bu durumu Türkiye’de Özal döneminden beri uygulanan Liberal politikalara bağladığını söylemiştik. 

Avrupa’da da benzer süreçlerden geçildiğinin Türkiye’de de aynı durumun “biraz gecikme” ile ortaya çıktığı tespitinin altını çizip, 2008/10’lu yıllara kadar direnip “gecikmeye” sebep olanın ne olduğunu sormuştuk.


Devamını Oku »

Tekkeden Kerametler 20- Şeyhi Olmayanın Şeyhi - İsmail Hakkı Bursevi

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 20 Ara 2025 1 yorum

-“Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır”, diyorsunuz ama…
- Haşa, iftiradır. Biz öyle bişi demiyoruz”, diye cevap verdi, yaşı ellileri aşmış olmasına rağmen saçı yeni yeni beyazlamaya başlamış, doğu şivesi ile konuşan beyefendi.
- “Demiyor musunuz?” diyerek, istihza ile araya girdim. Bendeki gayrı ciddi tonu fark etmemezlikten gelerek, özendiği ciddiyetini muhafaza etmeye çalıştı;

- “Biz Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” deriz, diye itirazımı karşıladı, gülümseyerek.
- Ha, Kel Hasan! Ha, Hasan kel!.. Ne farkı var da itiraz ettiniz? Diyerek alttan alta istihzaya devam ettim.


Devamını Oku »

Bu hanıma Çok Kızmış Bizim Cenah

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 Kas 2025 1 yorum

"Kendi ayakların üzerinde dur. Kocana Muhtaç olma" diye başlamışlardı..., "Hem eğlen hem para kazan. Para karşılığı seks (fahişelik) iyidir?" diye devam ediyorlar.

Özgürlük dedikleri bizim kızlarımızın (FAHİŞELİK) yapma özgürlüğü müydü acaba?
Muhtemelen bundan ibaret değildir ama tanımın bunu da içerdiği kesin sanırım.


Devamını Oku »

Tekkeden Kerametler 28- Türk Musikisinin Şaheseri

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 Eki 2025 0 yorum
Nefes nefese kapıdan içeri adımımızı atarken İsra Suresinin ilk Ayeti[1] okunmaya başlamıştı bile.

Daha birkaç sene evvel uyandırılan Bursa Mevlevihanesinin iki katı da tıklım tıklım dolmuş, gözler pür dikkat mi'râc-hanların üzerinde toplanmıştı. Arka taraflarda bir yer bulup halının üzerine bağdaş kurup oturduğumuzda mi'râc-hanlar;

Evvel Allah âdını yâd eyleriz

Dil dil olmuş kalbi dil-şâd eyleriz ‘  

diyerek Miraciyenin ilk beytini okumaya başlamışlardı bile.

Devamını Oku »

100 Yıllık Aşağılama - Tesettür Sorunu Çözüldü mü?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 9 Eyl 2025 0 yorum

Kendimizden bir alıntı yapalım sonra konuya girelim. 

Kadınlı erkekli hastalar üzerlerindeki ameliyat gömleği ile "ÜRYAN" anjiyo sırası bekliyorlar.

Yer Bursa’nın en büyük hastanelerinden birinin Yoğun Bakım Ünitesi[1]:

Biri kadın biri erkek, iki hasta bakıcı geliyor.

Anjiyo için kasık temizliği yapacaklar.

Biri teyzenin bir bacağına, diğeri, diğer bacağına yapışıyor.

75 yaşında ömrü boyunca kocası hariç kimseye saçının telini göstermemiş teyze yalvarıyor.

-    -          "Lütfen kadın personel... Lütfen...


Devamını Oku »

Türkiye Henüz Dinsizleşmedi -1

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 Eyl 2025 0 yorum

 Türkiye Henüz Dinsizleşmedi[1] -1

KONDA’nın Türkiye’de dindarlık üzerine yapmış olduğu bir araştırma üzerine Dr. Bülent Güven Beyin yazdığı yazıdan bir alıntı bu. Müsaadenizle konuya girmeden önce yazıyı özetleyelim.

 

Türkiye henüz dinsizleşmedi, ancak Türkiye'de din ve inançla ilgili bazı sıkıntıların olduğu, gözlem yapan herkesin dikkatini çekebilecek bir gerçek.” Diye giriyor konuya yazar. Ardından KONDA Araştırma Şirketinin yaptığı Türkiye'deki dindarlık eğilimlerini ele alan ankete atıf yapıyor.

Anketin 2008'de kendini DİNDAR tanımlayan insan sayısının yüzde 55’ten, 2025'te yüzde 46'ya gerilediğine, buna karşılık, kendine "ateist ve inançsız" diyenlerinin oranının yüzde 2'den yüzde 8'e yükseldiğine işaret ettiğini söylüyor.

Devamını Oku »

Karl Löwith, Tarihte Anlam. (Özet ve Yorum)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 13 Tem 2025 0 yorum

 İşte böyle...

Dünya hayatı tıpkı bir zeytinyağı sıkma presi altındaymış gibi baskı altında; Tortu ile yağ ayrılır. Tortu çöpe atılır, yağ kabın içinde kalır.
Baskı ve stres altında olmak kaçınılmazdır, her daim vardır. Mesela savaşlar, açlık, yokluk, enflasyon, fakirlik, ölüm, tecavüz, açgözlülük ...
Bu baskılar altındayken sürekli homurdanan ve şunu söyleyen insanlar gördük: "Bu mu Hristiyanlık? Ne kadar da kötü şeyler getirdi başımıza!"
Böyle bağırır çöpe doğru giden YAĞDAN kalan posa; renkleri siyahtır çünkü küfrederler; çünkü ihtişamları yoktur. Yağın ise hem ihtişamı hem asaleti vardır. 
Bu dünyada başka bir tür insan daha vardır; Onları posadan ayıran duru bir yağa dönüştüren bizzat o baskılar, o belalar ve sıkıntılar olmasın? (Augustine)

Karl Löwith, Tarihte Anlam, Sunuş yazısı

Sadığı, mü'mini, kaliteliyi fırsatçı uyanık, münafık, sahtekârdan ayıran katlandıkları sıkıntılar, dertler, BELALARDIR, diyor sanırım. (Derdim Bana Derman İmiş –Niyazi Mısri)
Abdurrahman Arslan Bey'den işittiğimiz bu eserden biz çok istifade ettik. Ümid ederim muhatabına faydası olur.


Devamını Oku »

"Toplumsal Cinsiyet" Kavramı Yasaklanmış

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 27 Haz 2025 0 yorum

Malumunuz;
Birkaç gün önce haber sitelerine Aile Bakanlığı'nın yayınladığı bir genelgenin haberi düştü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2 Mayıs’ta bakanlık bünyesindeki müdürlük ve daire başkanlıklarına gönderdiği genelgede “Toplumsal Cinsiyet”, “LGBT”, “Cinsel Yönelim” kavramlarının kullanılmaması isteniyordu[1]. Buna gerekçe olarak bu kavramların “aile kurumuna ve nesillere zarar vermesi” gösterilmişti.

Bakanlığın haklı olma ihtimali çok yüksek zira Toplumsal Cinsiyet ideolojisinin babası sayılan ünlü felsefeci ve eşcinsel düşünür Foucault, “Dili İKTİDAR” aracı olarak tanımlıyordu. İktidar için dilin mutlaka tahakküm altına alınması gerektiğini, “dili kontrol edenin yani şeyleri ahlaki ya da ahlaksız, iyi ya da kötü diye tanımlayanların, neyin arzu edilebilir neyin arzu edilmesinin kötü olduğunu söyleyenlerin, neyin araştırılmasının desteklenmesi neyin unutulmaya terk edilmesinin, gündemin ne olması gerektiğinin kararını verenlerin iktidarı da inşa ve kontrol edeceğini” özellikle vurguluyordu.

Muhtemelen bu ideolojiyi toplumlara dayatanların DİLDEKİ oynamalardan bekledikleri tam da budur: Yani toplumsal yapıyı tam kontrol ve bu kontrolün üzerine inşa edilmiş iktidar[2].


Devamını Oku »

“Geliveren Büyük Bela”: Pedofili

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 31 May 2025 0 yorum

 “Geliveren Büyük Bela”[1]: Pedofili[2]

Pedofiliyi hatta ensesti[3] topluma kabul ettirme, bu sapkın eylemleri normal bir fiilmiş gibi tanımlayarak suç kapsamından çıkarma çabalarından bahsediyorum.

Bu tür şahısları manyak, sapık ya da psikolojik sorunları olan tipler diye tanımlayıp konuyu hemen kapatabiliriz. Ancak böyle yapmamız konunun “bugüne has” kimliğini ve yeni kimliği ile bizim de üzerimize çöreklenmesini engelleyemeyecek. Zira sorun, tüm rezilliği ve can yakıcılığı ile YOLA çıktı,  geliyor. Hatta belki, geldi de, bizim kapıyı çaldığını duyabilecek cesareti göstermemizi bekliyor.


Devamını Oku »

Immanuel Wallerstein, Sosyal Bilimlerle Düşünmemek (Özet ve Notlar)

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 15 Mar 2025 0 yorum

"Sosyal Bilimleri DüşünMEMEK" eserini yazdığımda kitabın önsözünde "neden düşünMEmek?" diye sormuştum.

Yanıtım şöyle olmuştu: "Bir zamanlar zihni özgürleştirdiği düşünülen" 19. Yüzyıl sosyal bilimlerinin varsayımları, "bugün toplumsal dünyanın faydalı bir şekilde analiz edilmesinin önündeki merkezi entelektüel engeller olarak işlev görüyor."

Bugün 21. Yüzyıla geldik bu engeller olduğu gibi hala önümüzde duruyor.

İmmanuel Wallerstein, Sosyal Bilimleri Düşünmemek, s:7

Sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih, iktisat, siyaset bilimleri BATININ sömürgecilik döneminin izlerini taşır. Ön kabulleri BATININ üstünlüğü yani FAŞİZMdir. Irkçıdırlar. Diğer kavimleri gelişmemiş, gelişmekte olan, az gelişmiş gibi sınıflara ayırmış ve bunları mutlak değerler olarak kabul etmişlerdir. İLERLEMECİLİK ideolojisi onun amentüsüdür. Kapitalist Teoriye, PARA ve güce tapınırlar.

Bu düşünce akımları bunlar gibi ARIZALI ve sorgulanmamış temeller üzerine kurulmuşlardır.


Devamını Oku »