Yoksa Siz, Devleti Sevmeyenlerden misiniz?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 28 Eyl 2022 0 yorum



Ulus devletlerde vatandaşları iki kategoriye ayırmak pekâlâ mümkündür.
Birinci Grup: “Devleti Sevenler“.
İkinci Grup: “Devleti Sevdiğini İspat Etmesi Gerekenler” yani Şüpheliler.Birinci gruptakiler “doğal olarak”, doğuştan devleti sevenlerdir. Devleti seviyor olmak, onların kanlarında vardır, kendilerine engel olamazlar. Devleti ne denli sevdiklerini ispat edemezler zira bu sevgi ne yerdedir, ne göktedir ne başı ne de sonu bellidir. Tarifi yoktur. Bu nedenle sevgilerini ispat etmeleri gerekmediği gibi “Devleti Sevdiğini İspat Etmesi Gerekenlerin” yani Şüphelilerin onların devlete olan sevgilerini sorgulama hakları da, hadleri de yoktur.


Devamını Oku »

Tekkeden Kerametler- 18- O isterse küffarın eli ile korur.

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 5 Eyl 2022 0 yorum

Bir Haber: Mevlid’in en eski nüshası ABD’de bulundu[1].

Eserin bulunduğu Michigan Üniversitesinin Kütüphanesindeki kayda göre eser II. Abdülhamit Han’ın özel kütüphanesinden çıkmış. Ancak Mevlid-i Şerif’in padişahın özel kütüphanesinden çıkıp Amerika’ya nasıl gittiği bilinmiyormuş.

Devamını Oku »

Tekkeden Kerametler 17- Yahudi Mezarlığı

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 28 Tem 2022 0 yorum
Bir haber düştü önümüze; 
“İstanbul Hasköy’de Yahudi mezarlığına gece gelen çocuklar, onlarca mezar taşını tahrip etti.”[1]

Türkiye Hahambaşılığı Vakfı’nın olayı basına duyurmasının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olayın iki failinin gözaltına alındığını duyurmuş. İstanbul Valiliği ise olay
ın 5 çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edildiğinin açıklamasını yapmış.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Musevileri Hahambaşı’sı İsak Haleva’yı telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletmiş.


Devamını Oku »

Çocuk Nasıl Perişan Edilir?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 15 Tem 2022 5 yorum

 Tezgâhtar, hani şu “Anasının Gözü” denilen tiplerdendi. Tecrübe kazansın diye mağazaya girdikten sonra kendi başına bıraktığım çocuğu avucunun içine alması için birkaç kelimesi yetti. Uzun süredir satamayıp elinde kalmış olduğunu anlamanın büyük bir yetenek gerektirmediği bir ürünü, benzerlerinin 2 katı fiyata bizimkine sessizce pazarlamasını takdir ve hayranlıkla ama sessizce seyrettim. Para ödeme faslına geldiği anda araya girdim ve “Biz bir başka şeye daha bakmak istiyoruz” dedim.


Devamını Oku »

Dergah'tan Kerametler 16- “Dâvûd-i Kayserî'yi Kim Dinler?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 22 Haz 2022 0 yorum

Dâvûd-i Kayserî’yi Kim Dinler?
Dergâha ilk kez gelen beyefendi, tarihi mekânın uhrevi havasından etkilenmiş, üzerine bir edep bir ağırlık sinmişti. Gözlerini bir taraftan görülmemiş hiçbir şey bırakmamak istermiş gibi dikkatle ağır ağır çevrede gezdirirken bir taraftan da içinde bulunduğu atmosferi içine çekip, her gittiği yere götürmek istermiş gibi burnunu yukarı kaldırmış derin derin nefes alıyordu: Aniden hayıflanmaya yakın bir ses tonu ile  kemalat zamanına erişmiş Beyefendiye:
“Şehir dışında olduğumuz için bizim imkânımız yok ama sanırım halkanıza katılmak, derslerinizde bulunmak, öğüdünüzü dinlemek isteyen çok oluyordur” deyince;

Devamını Oku »

Neden Kadınlar Daha Fazla Boşanıyor[1]?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 27 May 2022 4 yorum

BBC boşanmalarda kadın boşanmalarının erkek boşanmalarına oranla çok daha fazla olmasına dikkat çekerek bir haber yapmış. Habere göre ABD'de 50 eyaletin tamamında herhangi bir neden göstermeden "canım ayrılmak istiyor" diyerek ayrılmak mümkün. Boşanmalardaki bu serbestiyet ve kolaylık kadın boşanmalarını %70'lerin üzerine çıkarmış ancak Üniversite eğitimi almış kadınlarda oran daha da yükselerek %90'ı buluyormuş. Hiçbir sebep göstermeden ayrılmanın yasal hale geldiği İngiltere ve İskoçya’daki boşanmaların da %62’sini kadınlar talep etmiş. Eğer bu rakamlardan tarafların beraberce karar verdiği anlaşmalı boşanmaları da çıkarırsak tek taraflı erkek boşanma rakamları neredeyse YOK hükmüne düşüyor.


Devamını Oku »

Çocuklarımızı Pedofililerden Korumamalı Mıyız?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 23 May 2022 0 yorum

Merve Çakır Gök isimli bir hanım efendi, 19 Mayıs törenlerinde folklor gösterisi yapacak 9 yaşındaki kızına giydirilecek kıyafeti sosyal medyadan, "fahişe kıyafetine benzer bir kıyafet" diye tanımlayıp, protesto etmiş ve çocuğuna bu kıyafeti giydirmeyeceğini duyurmuş.[1]

Bunun üzerine 100'lerce kız, erkek, örtülü, örtüsüz MEDYA EĞİTİLMİŞİNİN hakaretine uğramış. Müsaadenizle birkaç maddede derdimizi anlatmaya çalışalım:


Devamını Oku »

Dergâhtan Kerametler 1- Düşeni Kaldırmak

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 1 Mar 2022 0 yorum

Modernite, insani tüm hallerin, tepkilerin, davranışların, komplimanların, düşüncelerin, kıyafetlerin, evlerin, caddelerin, şehirlerin hatta gülmelerin, ağlamaların tek düze bir zemine indirgendiği çağın ismi. Bu merhametsiz ve maddeye tapan çağ bizi sanki başka bir hayat modeli, başka bir düşünce sistemi, başka bir değerler hiyerarşisi ihtimali mümkün değilmiş gibi alternatifsiz bir zemine mahkûm kılmaya çalışıyor. Hâlbuki bu doğru değil. Başka bir dünya da, başka bir değerler sistemi de mümkün.


Devamını Oku »

AN'ın Aklı Yetmez

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 12 Oca 2022 0 yorum

 An’ın Aklı Yetmez!

İlahiyat fakültesi mezunu dostumuz, bir cemaatte hocalık yapan arkadaşını ziyaret için görev yaptığı öğrenci yurduna gidiyor. Hoca Efendi sohbet esnasında “Üstat, senin ağzın laf yapar. Çocukları toplasam da onlara birkaç kelam etsen” diyor. Bizimki “Tamam” deyince çocuklar toplanıyor. Ama bizim arkadaş dersin başında Hoca efendiye, “Çocuklarla rahat rahat sohbet etmek istiyoruz: Sizden rica etsem bize izin verir misin?” diyor. Hoca Efendi biraz rahatsız olsa da dışarı çıkıyor. Sohbet sırasında bizim arkadaş “Çocukların, kaba hatta fiziksel şiddete varan davranışlardan şikâyetçi olduklarını” fark ediyor.
Sohbetin sonunda Hoca Efendi biraz da tedirgin gelip;
-“Üstat, nasıldı?” diye soruyor.


Devamını Oku »

Yaş, Bu Yaşam Yahu!

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 2 Oca 2022 3 yorum

Uzun zamandır toplumda moda: Karı koca birbirlerine “Hayaatıım” diye sesleniyor.
Hâlbuki Cumhuriyet döneminde Arapça “hayat” kelimesi günlük dilden düşsün diye yerine “yaşam” kelimesi yerleştirilmeye çalışılmıştı. Birçok yerde “yaşam” kelimesi “hayat” kelimesinin yerini almayı başardı ama iş “hayatım” kelimesinin yerini almaya gelince boşluğu dolduramadı.

Kulaklarımız, “Yaşamım” kelimesini garipsiyor, “Yok, olmadı!” diyor. Bunda bir acılık var, yerini bulmadı, “Hayatım” kelimesinin ardına takılıp gelen o hissiyatı vermiyor/veremiyor, diyor.

Hadi biraz Asım Gültekin’cilik oynayalım:


Devamını Oku »