“Türkiye
henüz dinsizleşmedi."
Bu alıntı KONDA’nın Türkiye’de dindarlık üzerine yapmış olduğu bir istatistiki araştırmayı konu edinen Dr. Bülent Güven Beyin yazısından[1]..
Müsaadenizle
konuya girmeden önce yazıyı özetleyelim:
“Türkiye henüz dinsizleşmedi, ancak
Türkiye'de din ve inançla ilgili bazı sıkıntıların olduğu, gözlem yapan
herkesin dikkatini çekebilecek bir gerçek.” Diye giriyor konuya Bülent Bey. Ardından KONDA Araştırma Şirketinin yaptığı Türkiye'deki dindarlık
eğilimlerini ele alan ankete atıf yapıyor.
Anketin 2008'de kendini DİNDAR tanımlayan insan sayısının yüzde 55’ten, 2025'te
yüzde 46'ya gerilediğine, buna karşılık, kendine "ateist ve
inançsız" diyenlerinin oranının yüzde 2'den yüzde
8'e yükseldiğine işaret ettiğini söylüyor.
“Olgunlaşmamış bir zihne -en ciddi konularda bile- "kendi kararını kendin ver" deniliyorsa orada mucize; ahlakın, o toplulukta tamamen yok olmamış olmasıdır.”
Alman Filozof Karl Löwith (1897-1973)
Bir önceki yazıda[1] –özetle- şöyle demiştik: "Kanaatimize göre Türkiye’de 2010’lu yıllara kadar sömürgeci yozlaşmaya direnen, “BABA’ya dayalı aile yapısının” korunuyor olmasıydı. 2010’lu yıllardan itibaren Türkiye’de dindarlıktaki gerileme, ateistliğin yükselişi, suç oranlarındaki artış, ahlaki çözülüş ve çıplaklığın dindar ailelerin içine bile nüfuz etmesi “Devlet Desteğini” arkasına alan ve “ATAerkil Düzene Son” sloganı ile yürütülen 'BABA'nın, çocuk ve aile üzerindeki etkisinin kırılması ile sonuçlanan süreç olduğu kanaatindeyiz.”
Kaldığımız yerden devam edelim…