Talal Asad Liberal İslam'ın görevini şöyle tanımlar: "Liberal görev, İslam geleneğini liberal Protestan Hristiyanlık imajı içinde yeniden oluşturmayı hedefler.
Joseph A. Massad, Liberalizmde İslam, s:15
Lütfen dikkat edin,
Kur'an'da 1400 senedir fark
edilememişleri fark edenlerin fark ettikleri -garip bir şekilde- hep BATI liberalizmi ile ÇOK çok
ahenglidir. Bu çalışmalar Müslümanların sömürgeciliğine direndiği sosyolojik,
ekonomik, kültürel alanları dağıtır.
İslam’ı BATI Liberalizmine entegre etmek
için DİRENCİNİ kırmaya, teslim olmaya zorlamaya yönelik çalışmalardır diyor
sanırım.
“Türkiye
henüz dinsizleşmedi."
Bu alıntı KONDA’nın Türkiye’de dindarlık üzerine yapmış olduğu bir istatistiki araştırmayı konu edinen Dr. Bülent Güven Beyin yazısından[1]..
Müsaadenizle
konuya girmeden önce yazıyı özetleyelim:
“Türkiye henüz dinsizleşmedi, ancak
Türkiye'de din ve inançla ilgili bazı sıkıntıların olduğu, gözlem yapan
herkesin dikkatini çekebilecek bir gerçek.” Diye giriyor konuya Bülent Bey. Ardından KONDA Araştırma Şirketinin yaptığı Türkiye'deki dindarlık
eğilimlerini ele alan ankete atıf yapıyor.
Anketin 2008'de kendini DİNDAR tanımlayan insan sayısının yüzde 55’ten, 2025'te
yüzde 46'ya gerilediğine, buna karşılık, kendine "ateist ve
inançsız" diyenlerinin oranının yüzde 2'den yüzde
8'e yükseldiğine işaret ettiğini söylüyor.
Çocukluğumda köyümüzden kırk kilometre mesafesi olan Bitlis’e giden yollar, kardan sık sık kapanırdı. Olağan bir durumdu. Bazen yollar haftalarca açılamazdı. Köyden şehre yahut şehirden köye dönüşlerde mahsur kalmak hayatın sıradan hadiselerindendi.
Bir şubat tatilinin ardından okula gidebilmek için birkaç metreyi bulan karın içinde yürümem gerekmişti. On bir, on iki yaşlarında ya var ya yoktum. Bereket versin ki daha önce yağan karın bir kısmı donmuş, tabaka haline gelip sertleşmişti de buzlaşmış yüzeyin üzerindeki karda dizlerimize kadar bata çıka da olsa ilerleyebiliyorduk.
Bilinenin
aksine ilk dünya savaşı 1. Dünya Savaşı değil 1756-1763 yılları arasında süren
7 Yıl Harbidir. Tabii ki, tüm dünya savaşlarında olduğu gibi savaşın merkezi Avrupa’dır
ve konusu da aynıdır: Batılıların sömürecekleri bölgeleri -özellikle
Hindistan, Kanada ve Afrika’nın- paylaşım mücadelesi.
Bir tarafta Fransa, Rusya, İsveç, Avusturya, İspanya, Bengal Subah (Hindistan), Saksonya, Wabanaki (Fransızların kontrolündeki Amerika Yerli Konfederasyonu), diğer tarafta Büyük Britanya (İngiltere), Prusya (Almanya), Hannover, Portekiz ve İrokualar (İngilizlerin kontrolündeki Amerika Yerlileri) yer alıyordu.
Ancak savaşın merkezi Avrupa olduğu için başroldeki Fransızlar ve İngilizler sömürgelerdeki savaşları büyük oranda kendi birlikleri ile değil sömürgelerden devşirdikleri ve hizmetlerine aldıkları yerli kabile ve kavimler ile vermek zorunda kaldılar.