Düşman Kim? - 2 Cocukları, kim zehirliyor?

Yazar : Ahmet H. Çakıcı Tarih : 0 yorum

Tevfik Çavdar Karikatürü
Önceki yazı: Düşman kim 1- Dini kim yalanlar?

Maddeci (kapitalist) insan, sahip olduklarını artırabilmek için nesli, ekini, toprağı zehirlemeyi[i] ve hatta milyonlarca insanı öldürmeyi meşru görür. Kur’an bu insan tipini hedefe alarak, "düşman"ını tanımlar. Demiştik.[ii] Devam edelim.


Zariyat suresinde, “Onların mallarında fakirlerin hakkı vardır.”[iii] ayetinde güç sahiplerinin; servet yığınlarını,  güçsüzlerin ellerindekileri hile, aldatma veya gasp etmeden toplamasının mümkün olamayacağına işaret edilirken, servetin belli ellerde toplanan bir meta olmasına müsaade edilmemesi gerektiği vurgulanır.


Madde severlerin (kapitalist)insanlıkta geldiği nokta, en zengin 62 kişinin (parataparın) 2,5-3 milyar insanın toplam varlığından daha fazla servete sahip olduğu bir Dünya [iv] kurmak oldu.  Binler, yüz binler değil. Milyonlar, yüz milyonlar da değil. Milyarlardan bahsediyoruz. 62 Kişi, Dünya nüfusunun neredeyse yarısı olan 3 milyar insanın servetinden fazlasına sahip.

3 milyar insanın arasında bölüşülmesi gereken servet 62 kişinin elinde toplanınca, geri kalan 3 milyara hayatta kalabilmek için birbirlerini yemekten başka çare kalmıyor. Tüm servetleri yağmalanıp varlık yokluk savaşlarının ortasına terk edilen yoksullar, güvenli bölgelere kaçmaya çalışıyor. 

Yoksulları yüksek gümrük duvarları ile karşılayıp, yurtlarına sokmayan maddeperestler onları barbarlar, yobazlar, vahşiler diyerek aşağılıyor. Nedense, denizlerdeki yüz binlerce gemiden batanlar, hep zenginlerin ülkelerine giden mülteci gemileri oluyor. 

Maddeperestler, hiç tereddüt etmeden petrol/enerji savaşlarında çok büyük kitlelerin yerlerinden, yurtlarından sürülmelerini,katliamlarla yok edilmelerini planlıyorlar.  Daha çok silah satabilmek için milyonlarca insanın felaketine sebep olan fitneler, kargaşalar, savaşlar çıkarıyorlar.

Madde sevgisi, gözlerinin önünde feryat eden kadınların gözyaşlarını, parçalanmış çocukların cesetlerini, yanmış yıkılmış yurtları görmelerini engelliyor.

Sonlarının ne olduğunu bile bile, hiç çekinmeden çocuklara uyuşturucu satabiliyorlar. Bir toplumu alkolik veya bağımlı yapabiliyorlar. Nasıl bir felakete sebep olduklarını umursamadan, daha çok kozmetik ürünü satabilme uğruna çocukları erken olgunlaştıran subliminal mesajları çizgi filimlere yerleştirebiliyorlar.

Sadece ve sadece para için yiyeceklere kanserojen maddeleri katmak, zararlı olduğunu bildikleri içecekleri piyasaya sürmek, daha çok ürün almak için havayı ve toprağı zehirlemek kolayca yapabilecekleri işler arasında. Topluma derman diye sunulan birçok ilacın/aşının hastalara mı yoksa ilaç firmalarına mı daha çok şifa verdiği belli değil.

Kapitalist (maddeci) mantık para ve güç için her türlü vahşiliği meşrulaştırıp uyguluyor.  Hiçbir ilkeye sahip değil. Vazgeçemeyeceği bir doğrusu, yapamayacağı bir zulüm yok. Menfaatinden başka kutsalı, servetten/güçten başka Tanrısı yok. 

Gücü ellerine geçirdiklerinde hukuk ve ahlakı yeniden tanımlıyorlar. Buda güçsüzler için felaket anlamına geliyor.

Bir örnek verelim;

Tüm Dünya ‘da olduğu gibi Türkiye’de de en çok kazanan, en karlı, en büyük şirketler bankalardır. Ancak bankalar hiçbir şey üretmeyen, topluma artı değer katmayan tefecilik kurumlarıdır. Toplumu sadece sömürürler.  Gerçek üreticileri tuzağa çekip, ödeyemez hale getirebilirlerse onlara verdikleri sanal değerler (paralar,kağıtlar, elektronik sayılar) karşılığında gerçek değerleri gasp ederler.  (toprak,ev, araba vs…)

Kimse bankacılara ,“Hiçbir şey üretmediğiniz halde nasıl olurda bu kadar çok servet biriktirebildiniz? Kimden çaldınız, gasp ettiniz?” diye sormaz. Soramaz.
Çünkü sorgulanamazlar, kınanamazlar, aşağılanamazlar. Toplumlarda özel statüleri vardır. 

Eğer fakirlerden biri, bir bankacının önünü kesip ondan 50 TL’sini alırsa buna hırsızlık, gasp, ahlaksızlık denir. Hukuk, o şahsa; hırsız, gaspçı, sahtekar, dolandırıcı gibi bir isim takıp duruma göre 18 yıla kadar mahkumiyet isteyebilir. Ama eğer bankacı onun hesabından hiçbir dayanağı olmadan aidat gideri, işletim ücreti veya sorma ver bedeli adı altında 50 TL alırsa bankacı hakkında hırsız, gaspçı, dolandırıcı, sahtekar, ahlaksız suçlamasında bulunulamaz. Dava edilemez. 

Şikayet edilebilecek makamlar sadece teorilerde vardır. Alacağınız için yapacağınız herhangi bir girişim, çaldırdığınızdan kat be kat fazlası emek ve masraf yapmanız anlamına gelecektir.

Bazen gasp edilenin, mahkemeye dava açıp 1-2 sene içinde parasını geri alabilmesi  mümkündür. Ama bu bankacıyı durduramaz. Tekrar, tekrar farklı sebeplerle paraya el koyabilir. Cürmün defalarca işlenmesi de bankacıyı suçlu, kötü niyetli yapmaz. Pişmanlık göstermesi beklenmez.

Çünkü Kapitalist(paratapar) ekonomilerde hukuku kapitalistler(parataparlar) belirlerler. Ve parataparların belirlediği hukuk, fakirlerin zenginlerden çalmasını suç sayar. Zenginlerin fakirlerden çalması suç değildir. Olsa olsa işlem hatasıdır.

Ahlak, güçsüzlerin korunmasını emrederken, kapitalist ekonomilerde güçlüleri koruyan bir hukuk devrededir.

Bankacı örneğini uzun tutmamızın sebebi kolay örnek olmasıdır. Halbuki sorun tüm topluma yayılmış, bütün toplumu etkileyen bir sorundur. Telekomünikasyon, elektrik, su, gaz şirketleri, sigortacılar gibi büyük sermayeyi temsil eden tüm yapılar için bu geçerlidir.

Normal şartlar altında geri kalanların yani güçsüzlerin (mustazafların) bu kitleyi düşman edinmesi onlara kin bağlaması gerekir.

Ancak bu olmaz.

Maddeperestlik/paratapıcılık her dinin içine yayılmış en yaygın mezhep[v] ve ahlaki tahribatın en ciddi müsebbibi olmasına rağmen toplumun gözünden kaçırılarak düşman olarak görülmesi önlenilir.

Modern zamanların peygamberleri (haber getireni) medya sağolsun.

Başlıca görevi bizim gibilere kimin dost kimin düşman olduğunu öğretmek olan kitle yönlendirme araçlarından bize sunulan düşmanlar çok farklıdır. Onlar bize, bizim gibi güçsüzlerden (mustazaflardan) birilerini hedef gösterip, biri olmazsa diğerine düşman olmaya ikna ederler.

(Nasipse devam ederiz.)                                                                                   Ahmet H. Çakıcı

Sonraki Yazı: Dükman Kim ? 3 - DÜşmanı Kim Belirler?



[i] Bakara 205
[ii] http://ahmethakancakici.blogspot.com.tr/2016/01/dusman-kim-1-dini-kim-yalanlar.html
[iii] Zariyat 19
[iv] http://www.yenisafak.com/yazarlar/abdullahmuradoglu/kuresel-ekonomi-kime-calisiyor-2026375
[v] Safiüddin Erhan Beyden alıntı.

0 yorum:

Yorum Gönder